Kentler; dinamik, canlı, yaşayan, sosyokültürel ve sosyoekonomik varlıklardır. Kent kimliği ve kent kültürü kavramları; kentin sosyal ve tarihsel dokusunu koruyarak sürekli yenilenme ihtiyacını ifade etmektedir. Kente kimlik kazandıran, kentle kentliyi barışık yaşatan, kentin sosyokültürel dokusunu oluşturan ve fiziksel altyapısını kuran, özetle; kenti ete-kemiğe büründüren yerel yönetimler ve onların vizyonlarıdır.
İzmir’i çağdaş, modern, yaşanabilir ve çevre, ulaşım, sağlık ile diğer fiziksel, sosyal altyapı eksikliği olmayan kent haline getirerek dünyanın marka şehirleriyle rekabet edebilecek bir kimliğe kavuşturmak; belediyenin (olmazsa olmaz) temel görevleridir. Belediyenin bu misyonu ve vizyonu; şeffaf, hesap verebilir, insan odaklı, üretken, projeci ve katılımcı bir yönetim modelini ve anlayışını gerekli kılmaktadır.
İzmir’de günü kurtaracak, makyaja dayalı politika uygulamaları yerine kentin geleceğini şekillendirecek planlama ve hizmet anlayışı ile radikal kararlara ihtiyaç duyulmaktadır.
İzmir’in kent, çevre, sağlık, ulaşım ve kentleşme sorunlarını çözerek; kültür, sanat, turizm, fuar ve kongre merkezi vizyonu ve kimliğini kazandırmak; bugün ve yarın için yaşamsal bir önem ve öncelik taşımaktadır.
YOL HARİTASI
İzmir Belediye Meclisi tarafından 2006’da kabul edilen ve 2006 - 2017 yıllarını kapsayan “İzmir stratejik planı”; İzmir’in 10 yıllık geleceğini ve başka bir deyimle 10 yıllık yol haritasını belirlemektedir.
Yerel demokrasinin ve yerel yönetimlerin ana karakteristiği; katılımcılık, çok seslilik, şeffaflık, hesap verebilirlik, üretkenlik, projecilik ve sosyal odaklı olmasıdır.
Ancak; “Stratejik Plan’ın” katılımcılık, şeffaflık ve sosyal odaklı olma özelliği hakkında dün olduğu gibi bugün de farklı görüşler ve eleştiriler dile getirilmektedir. Özellikle; eleştirilerin ağırlık noktasını “Stratejik Plan’ın” hazırlık aşamasında katılımcılık ilkesi hakkında yeterli özenin gösterilmediği, sivil toplum örgütlerinin ve meslek odalarının devrede tutulmadığı, açıklık ilkesinin göz ardı edildiği ve toplumun bilgilendirilmediği iddiaları oluşturmaktadır.
Kent yaşamı; kentin geleceği ve kaliteli hayat bakımından hem kenti yönetenlere, hem de kentlilere özel bir sorumluluk yüklemektedir.
Modern yönetim anlayışının ve AB’ye uyum sürecinin gereği; kenti yönetenlerle kentlilerin ortak akıl paydasında kentin geleceğini birlikte planlamalarıdır.
“Stratejik Plan” da yasal zorunluluğun yanında bir iyi niyetin ürünüdür, İzmir’e yeni bir çehre ve vizyon kazandırmak için etkin, verimli ve kaliteli bir hizmet üretimini öngörmektedir.
ÜÇ YILDA NE YAPILDI?
“Stratejik Plan’ın”misyonu; “…yaşanabilir bir çevre, hızlı ve güvenli bir ulaşım, planlı bir yerleşim,
sistemli altyapı, duyarlı kentsel dönüşüm hareketi ile kentlilik bilincinin oluşturulması ve çağdaş belediyecilik hizmeti sunmak…” şeklinde özetlenirken vizyonu da; “…turizm, ticaret ve yüksek teknolojide öncü, Akdeniz’in kültür ve sanat merkezi, liman kenti olmak…” biçiminde formüle edilmiştir.
Şimdi, başta kenti yönetenler olmak üzere herkese sormak gerekiyor:
Büyükşehir Belediyesi, üç yılda Stratejik Plan’ın öngördüğü yaşanabilir bir çevre, hızlı ve güvenli bir ulaşım, planlı bir yerleşim, sistemli altyapı, duyarlı kentsel dönüşüm, İzmir’in turizm, ticaret ve yüksek teknolojide öncü, Akdeniz’in kültür ve sanat merkezi, liman kenti olması konularında neler yaptı?
Örneğin;
Aliağa-Menderes raylı sistem projesi,
Çiğli’de kent ormanı ve doğal yaşam parkı kurulması,
Tarihi değerleri korumak amacıyla Agora, Kemeraltı ve Kadifekale aksının birbirine bağlanması,
İzmir’in kuzey aksında 4, güneyde de 3 alt-üst geçit yapılması,
Tahtalı barajı havzasının organik tarıma açılması ve 10 yıl süreyle bölgedeki çiftçilerin desteklenmesi,
Körfezde yolcu ve arabalı vapur taşımacılığının geliştirilmesi, toplu taşıma filosunun güçlendirilmesi ve tek bilet uygulamasıyla ulaşımda bütünlüğü sağlanması,
Kentsel dönüşüm projesi kapsamında Uzundere’de 2 bin 156, Buca’da 600 ve Gürçeşme’de 200 konut yapılması, konularında 3 yılda ne kadar yol alındı, Stratejik Plan hedeflerinin gerçekleştirilme performansı nedir?
Sonuç olarak: Bu sorulara cevap vermek; açık ve hesap verebilir yönetimin temel görevidir.